1957 yılından bu yana sektörün içinde olan matbaa ustası Bülent Ulusoğlu bu yıl emekli oldu. Bucak’ta matbaa sahibi Mustafa Tutum’u ziyaret eden Bülent Ulusoğlu, matbaa ustalığına nasıl başladığını anlattı.
Haber Giriş Tarihi: 23.10.2024 16:53
Haber Güncellenme Tarihi: 23.10.2024 16:57
Kaynak:
Hatice Güner
Antalya’da dünyaya gelen Bülent Ulusoğlu matbaanın içinde büyüdü. Matbaada büyüyen Ulusoğlu’nun makinalara olan hevesi onu matbaa ustası yaptı.
Bülent Ulusoğlu ilk olarak 1958 yılında matbaa makinası tamir etti. 68 yıl matbaa ustalığı yapan Ulusoğlu, bu yıl emekli oldu.
Meslek hayatında Türkiye genelinde gitmediği yer kalmayan Bülent Ulusoğlu şimdilerde meslektaşlarını ziyaret ediyor. Burdur’un Bucak ilçesinde matbaa sahibi Mustafa Tutum’u ziyaret eden Bülent Ulusoğlu, yaptığı konuşmada, matbaa ustalığına nasıl başladığını anlattı.
4 renkli 3 renkli çok büyük makinalar kurdum ve tamirlerini yaptım” diyen Ulusoğlu, Türkiye genelinde iş yapmadığını şehrin olmadığını söyledi. “1957’den beri bir fiil matbaanın içindeyim” diyen Ulusoğlu, teknolojinin ilerlemesiyle sektörde de gelişmelerin olduğundan bahsetti.
Bülent Ulusoğlu, “Benim babam Cumhuriyet kurulmadan önce Atatürk’ün isteği ile Hakimiyeti Milliye Gazetesinin çıkartılması için İstanbul’dan geliyorlar. Matbaacılığa İstanbul’da başlamış orada devam ediyor. Ondan sonra Cumhuriyet kurulunca Ankara’da olan 2 matbaadan bir tanesini kiralıyoruz. Köy Hocası Matbaasını kiraladıktan 1 sene sonra Köy Hocası Matbaasının sahibi hoca efendi kirasını almaya geliyor, okul hocasıymış. Babam da diyor ki sen böyle senede 1-2 sefer geleceksen al matbaan senin olsun diyor. Benim diyor Suriye Halep’teki mal varlığım Ankara’dan fazla burayı sana satıyorum diyor. Babam o matbaayı alarak Soyadı Kanununa kadar Köy Haocası Matbaası Soyadı Kanunundan sonra Recep Ulusoğlu Basımevi olarak devam ediyor. Biz doğduk Antalya’da büyüdük, ilk-ortaokul Antalya’da okuduk. Matbaanın içinde büyüdük sayılır. Benim makinalara karşı büyük bir hevesim vardı. Daha çok çalışmaktan ziyade makine tamir için uğraştım. İlk olarak 1958’de bir matbaa makinasının tamiratı ile başladım. Bu seneye kadar da bunu devam ettirdim. Emekli olduktan sonra hastalandıktan sonra tamamen bıraktım. 4 renkli 3 renkli çok büyük makinalar kurdum, tamirlerini yaptım. Hemen hemen Türkiye’de iş yapmadığım şehir ilçe kalmadı. İş yapmadığım şehirlere gittiğim zaman ilçelerini veya tarihi yerlerini gezerdim, çünkü tarihe merakım vardı. Türkiye’de çok büyük bir arkadaş çevrem oldu. Hala arkadaşlarımı ziyarete giderim. Buraya da arkadaşımı gardaşım dediğim Mustafa beyi ziyarete geldim. Gelmişken de siz basınla karşılaştık. Son zamanlarda çok büyük makinalarda veya küçük makinaların elektronik olan bölümlerinde elektronikçilerle beraber çalışıyoruz. Monte kısmını biz yapıyoruz, elektrik ya da elektronik kısmını o arkadaşlar bağlıyor, biz çalıştırıyoruz. O bakımdan ilk olarak ben 1958 senesinde babamın bir arkadaşının makinasıyla işe girdim ondan arkası gelmedi. Bundan sonra artık hatır için veya tarif için gidebilirim, tamir yapmayacağım. 1957’den beri bir fiil matbaanın içindeyim. Teknolojinin ilerlemesiyle bizde de çok büyük ilerlemeler var. Dijital ortamda olan makinalar var şu anda onların bizim baskı makinalarımızın sürati kadar gelişirse bizim bugün veya dün kullandığımız baskı makinalarını zannederim kullanmayız. 1876’da Amerika’da gazeteler dizgi makinalarında dizilirken ilk olarak bize 1942’de gelmiş dizgi makinası Ankara’ya, İstanbul’u bilmiyorum. Ankara’ya geldiği zaman o zaman ki adıyla Ulus Gazetesi Hakimiyeti Milliye bir tane dizgi makinası varken, Recep Ulusoğlu makinasında babamın matbaasında 2 tane dizgi matbaası var. O gün için çok revaçta olan makinalar bugün sadece hurdaya gider. Şimdi artık dizgi makinasıyla iş yapılmıyor. Bilgisayarlarda hazırlanan şeyler doğrudan bilgisayardan makinaya gönderiliyor, makinada baskıya geçiliyor. Düne bakarsanız tekrar dünyaya gelsem yine matbaacı olurdum derdim, fakat bugünkü şartlarda herhalde bunu demem” dedi.
Matbaa sahibi Mustafa Tutum da, yaklaşık 35 yıl önce tanıştıklarını söyleyerek, matbaa ustası Bülent Ulusoğlu için “Bülent abimle yaklaşık 35 yıl önce tanıştım. 35 yıl önce tanıştığımızda bir makine tamiratımız vardı onun için gelmişti. Bu matbaa operatörleri de parmakların sayısı kadar ancaktı o zamanlar. O gün bugündür arkadaşımdır, kardeşimdir, devamlı beraberiz. Ben Ankara’ya gittiğim zaman onun yanına uğrarım.
Ben emekli oldum, Bülent abim emekli olmuş hazır gelmişken gel dedim matbaaya bak dedim. Sağ olsun geldi baktı anormal bir şey yok dedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Matbaa Sektörüne 66 Yılını Adadı
1957 yılından bu yana sektörün içinde olan matbaa ustası Bülent Ulusoğlu bu yıl emekli oldu. Bucak’ta matbaa sahibi Mustafa Tutum’u ziyaret eden Bülent Ulusoğlu, matbaa ustalığına nasıl başladığını anlattı.
Antalya’da dünyaya gelen Bülent Ulusoğlu matbaanın içinde büyüdü. Matbaada büyüyen Ulusoğlu’nun makinalara olan hevesi onu matbaa ustası yaptı.
Bülent Ulusoğlu ilk olarak 1958 yılında matbaa makinası tamir etti. 68 yıl matbaa ustalığı yapan Ulusoğlu, bu yıl emekli oldu.
Meslek hayatında Türkiye genelinde gitmediği yer kalmayan Bülent Ulusoğlu şimdilerde meslektaşlarını ziyaret ediyor. Burdur’un Bucak ilçesinde matbaa sahibi Mustafa Tutum’u ziyaret eden Bülent Ulusoğlu, yaptığı konuşmada, matbaa ustalığına nasıl başladığını anlattı.
4 renkli 3 renkli çok büyük makinalar kurdum ve tamirlerini yaptım” diyen Ulusoğlu, Türkiye genelinde iş yapmadığını şehrin olmadığını söyledi. “1957’den beri bir fiil matbaanın içindeyim” diyen Ulusoğlu, teknolojinin ilerlemesiyle sektörde de gelişmelerin olduğundan bahsetti.
Bülent Ulusoğlu, “Benim babam Cumhuriyet kurulmadan önce Atatürk’ün isteği ile Hakimiyeti Milliye Gazetesinin çıkartılması için İstanbul’dan geliyorlar. Matbaacılığa İstanbul’da başlamış orada devam ediyor. Ondan sonra Cumhuriyet kurulunca Ankara’da olan 2 matbaadan bir tanesini kiralıyoruz. Köy Hocası Matbaasını kiraladıktan 1 sene sonra Köy Hocası Matbaasının sahibi hoca efendi kirasını almaya geliyor, okul hocasıymış. Babam da diyor ki sen böyle senede 1-2 sefer geleceksen al matbaan senin olsun diyor. Benim diyor Suriye Halep’teki mal varlığım Ankara’dan fazla burayı sana satıyorum diyor. Babam o matbaayı alarak Soyadı Kanununa kadar Köy Haocası Matbaası Soyadı Kanunundan sonra Recep Ulusoğlu Basımevi olarak devam ediyor. Biz doğduk Antalya’da büyüdük, ilk-ortaokul Antalya’da okuduk. Matbaanın içinde büyüdük sayılır. Benim makinalara karşı büyük bir hevesim vardı. Daha çok çalışmaktan ziyade makine tamir için uğraştım. İlk olarak 1958’de bir matbaa makinasının tamiratı ile başladım. Bu seneye kadar da bunu devam ettirdim. Emekli olduktan sonra hastalandıktan sonra tamamen bıraktım. 4 renkli 3 renkli çok büyük makinalar kurdum, tamirlerini yaptım. Hemen hemen Türkiye’de iş yapmadığım şehir ilçe kalmadı. İş yapmadığım şehirlere gittiğim zaman ilçelerini veya tarihi yerlerini gezerdim, çünkü tarihe merakım vardı. Türkiye’de çok büyük bir arkadaş çevrem oldu. Hala arkadaşlarımı ziyarete giderim. Buraya da arkadaşımı gardaşım dediğim Mustafa beyi ziyarete geldim. Gelmişken de siz basınla karşılaştık. Son zamanlarda çok büyük makinalarda veya küçük makinaların elektronik olan bölümlerinde elektronikçilerle beraber çalışıyoruz. Monte kısmını biz yapıyoruz, elektrik ya da elektronik kısmını o arkadaşlar bağlıyor, biz çalıştırıyoruz. O bakımdan ilk olarak ben 1958 senesinde babamın bir arkadaşının makinasıyla işe girdim ondan arkası gelmedi. Bundan sonra artık hatır için veya tarif için gidebilirim, tamir yapmayacağım. 1957’den beri bir fiil matbaanın içindeyim. Teknolojinin ilerlemesiyle bizde de çok büyük ilerlemeler var. Dijital ortamda olan makinalar var şu anda onların bizim baskı makinalarımızın sürati kadar gelişirse bizim bugün veya dün kullandığımız baskı makinalarını zannederim kullanmayız. 1876’da Amerika’da gazeteler dizgi makinalarında dizilirken ilk olarak bize 1942’de gelmiş dizgi makinası Ankara’ya, İstanbul’u bilmiyorum. Ankara’ya geldiği zaman o zaman ki adıyla Ulus Gazetesi Hakimiyeti Milliye bir tane dizgi makinası varken, Recep Ulusoğlu makinasında babamın matbaasında 2 tane dizgi matbaası var. O gün için çok revaçta olan makinalar bugün sadece hurdaya gider. Şimdi artık dizgi makinasıyla iş yapılmıyor. Bilgisayarlarda hazırlanan şeyler doğrudan bilgisayardan makinaya gönderiliyor, makinada baskıya geçiliyor. Düne bakarsanız tekrar dünyaya gelsem yine matbaacı olurdum derdim, fakat bugünkü şartlarda herhalde bunu demem” dedi.
Matbaa sahibi Mustafa Tutum da, yaklaşık 35 yıl önce tanıştıklarını söyleyerek, matbaa ustası Bülent Ulusoğlu için “Bülent abimle yaklaşık 35 yıl önce tanıştım. 35 yıl önce tanıştığımızda bir makine tamiratımız vardı onun için gelmişti. Bu matbaa operatörleri de parmakların sayısı kadar ancaktı o zamanlar. O gün bugündür arkadaşımdır, kardeşimdir, devamlı beraberiz. Ben Ankara’ya gittiğim zaman onun yanına uğrarım.
Ben emekli oldum, Bülent abim emekli olmuş hazır gelmişken gel dedim matbaaya bak dedim. Sağ olsun geldi baktı anormal bir şey yok dedi.
Kaynak: Hatice Güner
En Çok Okunan Haberler