Antalya'da "Elektrik Piyasasında Regülasyon ve Rekabet" Paneli Düzenlendi
Antalya'da "Elektrik Piyasasında Regülasyon ve Rekabet" Paneli Düzenlendi
Rekabet Kurumu İkinci Başkan Algan, enerji piyasalarının yalnızca ekonomik parametre değil, jeopolitik dengenin ve teknolojik dönüşümün merkezi olduğunu, elektrik piyasasındaki kamu ve özel sektör dengesinin "hassas teraziye" benzediğini ifade etti.
Haber Giriş Tarihi: 26.04.2026 00:45
Haber Güncellenme Tarihi: 26.04.2026 00:46
Kaynak:
AA
Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu tarafından gerçekleştirilen Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi kapsamında "Elektrik Piyasasında Regülasyon ve Rekabet paneli" düzenlendi.
EPDK Başkan Yardımcısı Hacı Ali Ulutaş'ın moderatörlüğündeki panelde konuşan Rekabet Kurumu İkinci Başkanı Ahmet Algan, enerji sektörünün değişen dinamiklerine dikkati çekti.
Algan, elektrik sektörü başta olmak üzere enerji piyasalarının çok boyutlu bir yapıya evrildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Enerji piyasaları artık yalnızca ekonomik büyümenin bir yakıtı değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın, teknolojik dönüşümün ve küresel jeopolitik dengelerin tam merkezinde yer almaktadır. Bu yeni denklemde, enerji piyasalarının etkin, şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşturulması artık bir tercihten öte, stratejik bir zorunluluktur."
Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lütfi Elvan da enerjinin insanlık için tarih boyunca kritik bir konu olduğunu ifade etti.
Ülkelerin kalkınma hedeflerine ulaşmasında, vatandaşların refahının sürdürülebirliğinde enerjinin belirleyici rol oynadığını dile getiren Elvan, "Enerji piyasaları ele alınırken yalnızca sektörel bir düzenleme konusuna odaklanmak yeterli değildir. Büyüme, cari açık, rekabet gücü, yatırım ortamı, hane halkı bütçeleri gibi makro ekonomik boyutlarının yanı sıra sosyal, siyasi ve hata diplomatik boyutlarının dikkate alındığı bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi son derece önemlidir." dedi.
Elektrik sektörünün son 25 yılda geçirdiği dönüşümün büyük bir başarı hikayesi olduğunu söyleyen Elvan, "Talebi karşılayacak arzın bulunmadığı, özel kesimin devrede olmadığı dönemden bugün gelişmiş ülkeler dahil birçok ülkenin önünde giden bir konuma geldik." ifadesini kullandı.
Regülasyonun kritik bir önem arz ettiğini belirten Elvan, "Regülasyon kavramı bir yönüyle piyasa süreçlerine devlet eliyle yapılan müdahaleyi ifade ederken diğer yönüyle piyasanın kendi dinamikleri içinde ortaya çıkabilecek bozulmaların önlenmesine hizmet eden bir düzenleyici çerçeve olarak karşımıza çıkıyor. Düzenleyici müdahalenin ölçülü piyasa dinamiklerini baskılamaktan ziyade piyasanın sağlıklı işlemesine hizmet eden bir çerçevede kurgulanması gerekiyor. Regülasyon aslında bir amaç değil araçtır." diye konuştu.
Elvan, regülasyonda temel ilkelerin öngörülebilirlik, hesap verilebilirlik, şeffaflık, anlaşılabilirlik, fırsat eşitliği olduğunu söyledi.
Enerji arzının tek bir kaynağa, güzergaha bağlı olması halinde ülkelerin kırılgan bir duruma gelebildiğini ifade eden Elvan, "Bu yüzden esneklik hayati önemdedir. Kaynak ve teknoloji çeşitliliği ve tedarik güzergahı önem arz etmektedir. Bu çeşitlilik elbette merkez planlama ile sınırlı ölçüde sağlanabilir. Hükümet buna öncülük edebilir ama asıl çeşitliliği piyasa üretebilir. Piyasanın bunu üretebilmesi için de serbestleşme gerekir. Serbestleşme yatırımcıya portföy oluşturma imkanı verir. Tek bir kaynağa bağlı yatırım elbette kırılgandır ama çeşitlendirilmiş portföy dayanıklıdır. Geleceğin enerji şirketleri sadece üretici değil aynı zamanda portföy yöneticisi olmak zorundadır." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Enerjide tam bağımsız Türkiye" hedefinin önemine dikkati çeken Elvan, Türkiye'nin küresel ölçekte bir enerji merkezi olma hedefinin son derece gerçekçi olduğunu dile getirdi.
Elektrik üretiminde "Dengeli Portföy" vurgusu
Termik Santral ile Elektrik Üreticisi Sanayici ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Samim Yazıcı, Türkiye'de elektrik kurulu gücünün son 1 yılda 79 bin megavattan 123 bin megavata çıktığını söyledi.
Yenilenebilir enerjinin de bu süreçte önemli oranda arttığını ifade eden Yazıcı, "Türkiye'nin elektrik üretim sektöründe mozaik çeşitli ve dengeli bir portföy var. Bakanlık ve EPDK'nin doğru yönlendirmesi ve sektör yatırımcılarının iştahıyla bu duruma geldi. Yenilenebilir kaynakları Türkiye olarak hayata geçirmemiz gerekiyor. Yerli ve milli enerjiden faydalanmamız gerekiyor ama bu tek başına yeterli değil." dedi.
Cengiz Enerji İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cengiz de Türkiye enerji piyasasının son 25 yıldaki dönüşümüne ve mevcut yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'deki mevzuat ve düzenlemelerin yatırımcıyı teşvik ettiğini belirten Cengiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile EPDK'nin çalışmalarını takdirle karşıladığını ifade etti.
Türkiye'deki enerji piyasasının dönüşümünü ve uygulamaların gelişim sürecini yakından takip ettiğini belirten Ahmet Cengiz, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:
"Geçmişten bugüne gelen enerjiyle karşılaştırıldığı zaman gerçekten muazzam bir Enerji Bakanlığı ve EPDK'ye takdir yazmam lazım. Bu düzenlemeler ve uygulamalar gerçekten söylemesi kolay ama bakarsanız müthiş işler. Kolay işler değil." dedi.
Yatırım iştahlarının yüksek olduğunu ve verimlilik odaklı hareket ettiklerini vurgulayan Cengiz, yapımı devam eden projelere ilişkin bilgi vererek, "Beraber yavaş yavaş yapımı devam eden 160 megavat santral için yatırım iştahımız çok yüksek. Yatırım kararlarında hızlı olmayı seviyoruz. Türkiye'de mevzuatsal olarak baktığımız zaman, düzenlemelere baktığımız zaman yatırım kararını hızlı almayı teşvik edecek altyapı var." ifadesini kullandı.
Çolakoğlu Grubu'ndan Hüseyin Karataş, çelik endüstrisinde işçilik ve enerjinin en büyük maliyet unsuru olduğunu belirtti.
Yenilenebilir enerjinin önemine dikkati çeken Karataş, uluslararası enerji kaynaklarına erişimde dönemsel sorunlar yaşanabildiğini, Türkiye'nin bu nedenle enerjide yerlileşmeye geçmesi gerektiğini kaydetti.
"Türkiye elektrik piyasası regülasyonunda AB ile yüzde 95'in üzerinde bir uyum yakaladı"
Panelde konuşan Akdeniz Enerji Düzenleyicileri (MEDREG) Genel Sekreteri Hasan Özkoç da Avrupa'daki tam entegre elektrik piyasası modelinin gelişimini ve Balkanlar’daki uyum sürecini değerlendirdi.
Türkiye'nin Enerji Topluluğu anlaşmasına taraf olmamasına rağmen AB kurallarını en profesyonel şekilde uyguladığını belirten Özkoç, geçmişte örnek alınacak az sayıda ülke varken, bugün Türkiye'nin kendi tecrübesiyle sektöre yön veren bir konuma ulaştığının altını çizdi.
Özkoç, panelde enerji piyasalarındaki reformlar ve yatırım ihtiyaçlarına değinerek, sınır ötesi elektrik ticareti ve enterkonneksiyon projelerinin önemine dikkati çekti.
Türkiye'nin attığı adımların bölgesel rekabeti artırdığını belirten Özkoç, güçlü bir regülasyon yapısının enerji arz güvenliği için en kritik unsur olduğunu hatırlatarak konuşmasını tamamladı.
Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği 5 kıtaya yayıldı
Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği (ERRA) Başkanı Adrijana Nelkova-Chuchuk, birliğin 25. yılını kutlamaya hazırlandığını belirterek, regülasyon dünyasındaki küresel değişimlere dikkati çekti.
25 yıl önce Budapeşte merkezli olarak Orta Avrupa'da kurulan ERRA'nın bugün 48 üyeli dev yapıya dönüştüğünü ifade eden Nelkova-Chuchuk, "Artık sadece bölgeyle sınırlı değiliz, 5 kıtadan üyemiz var. Birkaç gün sonra yapacağımız Genel Kurul'da Fiji regülatörünü de bünyemize katacağız. Bu durum, birliğimizin küresel çapta ne kadar cazip bir kapasite oluşturduğunun kanıtıdır." dedi.
Enerji piyasalarının evrilmesiyle regülatörlerin gündemindeki konuların da zamanla değiştiğini belirten Nelkova-Chuchuk, "Dünya genelindeki tüm düzenleyici kurumlar, enerji dönüşümü nedeniyle benzer zorluklarla karşı karşıya. Regülatörlerin temel görevi, farklı hedefler arasında hassas bir denge kurmaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Piyasa koşullarına hızla uyum sağladıklarını vurgulayan Nelkova-Chuchuk, "Düzenleyici çerçeveleri hem şirketler hem de tüketiciler için 'kullanıcı dostu' tutmaya odaklanıyoruz. Temel amacımız, enerji dönüşümü sürecinde piyasa dengelerini korurken yatırım iklimini ve tüketici haklarını gözeten bir yapı inşa etmektir." diye konuştu.
ACWA Power Türkiye Genel Müdürü Selim Güven, şirketin Körfez bölgesi, Kuzey Afrika ve Orta Asya dahil 15 ülkede yürüttüğü dev operasyonlara dikkati çekti.
Dünyanın en büyük özel su şirketi olduklarını vurgulayan Güven, portföylerinde 90 gigavat enerji üretimi ve günlük 9,3 milyon metreküp içme suyu kapasitesi bulunduğunu, yönettikleri toplam yatırım bedelinin ise 115 milyar dolara ulaştığını ifade etti.
Güven, enerji ve su gibi temel ihtiyaç alanlarında "insan odaklı" bir iş modeli benimsediklerini belirterek, bu sektörlerin stratejik önemi nedeniyle sıkı denetlendiğini hatırlattı.
Sözleşmelerin 20 ila 30 yıllık uzun vadeli süreçleri kapsadığını kaydeden Güven, projelerin sürdürülebilirliği için "kazan-kazan" ilkesinin hayati olduğunu, tarafların ortak fayda sağlamadığı bir yapının başarı şansının olmadığını dile getirdi.
Güven, yatırımların finansal büyüklüğü ve risklerine de değinerek, enerji işinin yüksek teknik ve hukuki uzmanlık gerektirdiğini belirtti.
Her bir yatırımın en az 100 milyonlarca dolar değerinde olduğunu anlatan Güven, bu devasa projelerin tek başına yürütülemeyeceğini, finansörler, teknoloji sağlayıcıları ve ev sahibi ülkelerle kurulan güçlü ortaklıkların başarının temel anahtarı olduğunu vurguladı.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Türkiye ve Kafkaslar Enerji Bölge Yöneticisi David Managadze, bankanın portföy yapısına ilişkin yaptığı değerlendirmede, toplam portföyün yaklaşık yarısının sürdürülebilir altyapı yatırımlarından oluştuğunu belirtti.
Aralık itibarıyla portföy büyüklüğünün yaklaşık 65 milyar avroya ulaştığını aktaran Managadze, Türkiye'nin bu portföyde yüzde 30'luk payla öne çıktığını vurguladı.
Enerji Avrasya ekibinin Türkiye, Kafkasya, Orta Asya ve Moğolistan'ı kapsadığını ifade eden Managadze, 1991'den bu yana söz konusu bölgelerde 200'ü aşkın projeye yaklaşık 10 milyar avro yatırım yapıldığını, ayrıca 4,5 milyar avroluk yeni proje portföyünün bulunduğunu kaydetti.
Managadze, yatırımların yarıdan fazlasının yenilenebilir enerji alanında yoğunlaştığını belirterek, iletim-dağıtım yatırımlarının yaklaşık dörtte birlik paya, konvansiyonel üretimin ise yüzde 20 seviyesine sahip olduğunu ifade ederek, Türkiye'de enerji sektörüne yönelik yatırımların 1 milyar avroyu aştığını dile getirdi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Antalya'da "Elektrik Piyasasında Regülasyon ve Rekabet" Paneli Düzenlendi
Rekabet Kurumu İkinci Başkan Algan, enerji piyasalarının yalnızca ekonomik parametre değil, jeopolitik dengenin ve teknolojik dönüşümün merkezi olduğunu, elektrik piyasasındaki kamu ve özel sektör dengesinin "hassas teraziye" benzediğini ifade etti.
Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu tarafından gerçekleştirilen Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi kapsamında "Elektrik Piyasasında Regülasyon ve Rekabet paneli" düzenlendi.
EPDK Başkan Yardımcısı Hacı Ali Ulutaş'ın moderatörlüğündeki panelde konuşan Rekabet Kurumu İkinci Başkanı Ahmet Algan, enerji sektörünün değişen dinamiklerine dikkati çekti.
Algan, elektrik sektörü başta olmak üzere enerji piyasalarının çok boyutlu bir yapıya evrildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Enerji piyasaları artık yalnızca ekonomik büyümenin bir yakıtı değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın, teknolojik dönüşümün ve küresel jeopolitik dengelerin tam merkezinde yer almaktadır. Bu yeni denklemde, enerji piyasalarının etkin, şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşturulması artık bir tercihten öte, stratejik bir zorunluluktur."
Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lütfi Elvan da enerjinin insanlık için tarih boyunca kritik bir konu olduğunu ifade etti.
Ülkelerin kalkınma hedeflerine ulaşmasında, vatandaşların refahının sürdürülebirliğinde enerjinin belirleyici rol oynadığını dile getiren Elvan, "Enerji piyasaları ele alınırken yalnızca sektörel bir düzenleme konusuna odaklanmak yeterli değildir. Büyüme, cari açık, rekabet gücü, yatırım ortamı, hane halkı bütçeleri gibi makro ekonomik boyutlarının yanı sıra sosyal, siyasi ve hata diplomatik boyutlarının dikkate alındığı bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi son derece önemlidir." dedi.
Elektrik sektörünün son 25 yılda geçirdiği dönüşümün büyük bir başarı hikayesi olduğunu söyleyen Elvan, "Talebi karşılayacak arzın bulunmadığı, özel kesimin devrede olmadığı dönemden bugün gelişmiş ülkeler dahil birçok ülkenin önünde giden bir konuma geldik." ifadesini kullandı.
Regülasyonun kritik bir önem arz ettiğini belirten Elvan, "Regülasyon kavramı bir yönüyle piyasa süreçlerine devlet eliyle yapılan müdahaleyi ifade ederken diğer yönüyle piyasanın kendi dinamikleri içinde ortaya çıkabilecek bozulmaların önlenmesine hizmet eden bir düzenleyici çerçeve olarak karşımıza çıkıyor. Düzenleyici müdahalenin ölçülü piyasa dinamiklerini baskılamaktan ziyade piyasanın sağlıklı işlemesine hizmet eden bir çerçevede kurgulanması gerekiyor. Regülasyon aslında bir amaç değil araçtır." diye konuştu.
Elvan, regülasyonda temel ilkelerin öngörülebilirlik, hesap verilebilirlik, şeffaflık, anlaşılabilirlik, fırsat eşitliği olduğunu söyledi.
Enerji arzının tek bir kaynağa, güzergaha bağlı olması halinde ülkelerin kırılgan bir duruma gelebildiğini ifade eden Elvan, "Bu yüzden esneklik hayati önemdedir. Kaynak ve teknoloji çeşitliliği ve tedarik güzergahı önem arz etmektedir. Bu çeşitlilik elbette merkez planlama ile sınırlı ölçüde sağlanabilir. Hükümet buna öncülük edebilir ama asıl çeşitliliği piyasa üretebilir. Piyasanın bunu üretebilmesi için de serbestleşme gerekir. Serbestleşme yatırımcıya portföy oluşturma imkanı verir. Tek bir kaynağa bağlı yatırım elbette kırılgandır ama çeşitlendirilmiş portföy dayanıklıdır. Geleceğin enerji şirketleri sadece üretici değil aynı zamanda portföy yöneticisi olmak zorundadır." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Enerjide tam bağımsız Türkiye" hedefinin önemine dikkati çeken Elvan, Türkiye'nin küresel ölçekte bir enerji merkezi olma hedefinin son derece gerçekçi olduğunu dile getirdi.
Elektrik üretiminde "Dengeli Portföy" vurgusu
Termik Santral ile Elektrik Üreticisi Sanayici ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Samim Yazıcı, Türkiye'de elektrik kurulu gücünün son 1 yılda 79 bin megavattan 123 bin megavata çıktığını söyledi.
Yenilenebilir enerjinin de bu süreçte önemli oranda arttığını ifade eden Yazıcı, "Türkiye'nin elektrik üretim sektöründe mozaik çeşitli ve dengeli bir portföy var. Bakanlık ve EPDK'nin doğru yönlendirmesi ve sektör yatırımcılarının iştahıyla bu duruma geldi. Yenilenebilir kaynakları Türkiye olarak hayata geçirmemiz gerekiyor. Yerli ve milli enerjiden faydalanmamız gerekiyor ama bu tek başına yeterli değil." dedi.
Cengiz Enerji İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cengiz de Türkiye enerji piyasasının son 25 yıldaki dönüşümüne ve mevcut yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'deki mevzuat ve düzenlemelerin yatırımcıyı teşvik ettiğini belirten Cengiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile EPDK'nin çalışmalarını takdirle karşıladığını ifade etti.
Türkiye'deki enerji piyasasının dönüşümünü ve uygulamaların gelişim sürecini yakından takip ettiğini belirten Ahmet Cengiz, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:
"Geçmişten bugüne gelen enerjiyle karşılaştırıldığı zaman gerçekten muazzam bir Enerji Bakanlığı ve EPDK'ye takdir yazmam lazım. Bu düzenlemeler ve uygulamalar gerçekten söylemesi kolay ama bakarsanız müthiş işler. Kolay işler değil." dedi.
Yatırım iştahlarının yüksek olduğunu ve verimlilik odaklı hareket ettiklerini vurgulayan Cengiz, yapımı devam eden projelere ilişkin bilgi vererek, "Beraber yavaş yavaş yapımı devam eden 160 megavat santral için yatırım iştahımız çok yüksek. Yatırım kararlarında hızlı olmayı seviyoruz. Türkiye'de mevzuatsal olarak baktığımız zaman, düzenlemelere baktığımız zaman yatırım kararını hızlı almayı teşvik edecek altyapı var." ifadesini kullandı.
Çolakoğlu Grubu'ndan Hüseyin Karataş, çelik endüstrisinde işçilik ve enerjinin en büyük maliyet unsuru olduğunu belirtti.
Yenilenebilir enerjinin önemine dikkati çeken Karataş, uluslararası enerji kaynaklarına erişimde dönemsel sorunlar yaşanabildiğini, Türkiye'nin bu nedenle enerjide yerlileşmeye geçmesi gerektiğini kaydetti.
"Türkiye elektrik piyasası regülasyonunda AB ile yüzde 95'in üzerinde bir uyum yakaladı"
Panelde konuşan Akdeniz Enerji Düzenleyicileri (MEDREG) Genel Sekreteri Hasan Özkoç da Avrupa'daki tam entegre elektrik piyasası modelinin gelişimini ve Balkanlar’daki uyum sürecini değerlendirdi.
Türkiye'nin Enerji Topluluğu anlaşmasına taraf olmamasına rağmen AB kurallarını en profesyonel şekilde uyguladığını belirten Özkoç, geçmişte örnek alınacak az sayıda ülke varken, bugün Türkiye'nin kendi tecrübesiyle sektöre yön veren bir konuma ulaştığının altını çizdi.
Özkoç, panelde enerji piyasalarındaki reformlar ve yatırım ihtiyaçlarına değinerek, sınır ötesi elektrik ticareti ve enterkonneksiyon projelerinin önemine dikkati çekti.
Türkiye'nin attığı adımların bölgesel rekabeti artırdığını belirten Özkoç, güçlü bir regülasyon yapısının enerji arz güvenliği için en kritik unsur olduğunu hatırlatarak konuşmasını tamamladı.
Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği 5 kıtaya yayıldı
Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği (ERRA) Başkanı Adrijana Nelkova-Chuchuk, birliğin 25. yılını kutlamaya hazırlandığını belirterek, regülasyon dünyasındaki küresel değişimlere dikkati çekti.
25 yıl önce Budapeşte merkezli olarak Orta Avrupa'da kurulan ERRA'nın bugün 48 üyeli dev yapıya dönüştüğünü ifade eden Nelkova-Chuchuk, "Artık sadece bölgeyle sınırlı değiliz, 5 kıtadan üyemiz var. Birkaç gün sonra yapacağımız Genel Kurul'da Fiji regülatörünü de bünyemize katacağız. Bu durum, birliğimizin küresel çapta ne kadar cazip bir kapasite oluşturduğunun kanıtıdır." dedi.
Enerji piyasalarının evrilmesiyle regülatörlerin gündemindeki konuların da zamanla değiştiğini belirten Nelkova-Chuchuk, "Dünya genelindeki tüm düzenleyici kurumlar, enerji dönüşümü nedeniyle benzer zorluklarla karşı karşıya. Regülatörlerin temel görevi, farklı hedefler arasında hassas bir denge kurmaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Piyasa koşullarına hızla uyum sağladıklarını vurgulayan Nelkova-Chuchuk, "Düzenleyici çerçeveleri hem şirketler hem de tüketiciler için 'kullanıcı dostu' tutmaya odaklanıyoruz. Temel amacımız, enerji dönüşümü sürecinde piyasa dengelerini korurken yatırım iklimini ve tüketici haklarını gözeten bir yapı inşa etmektir." diye konuştu.
ACWA Power Türkiye Genel Müdürü Selim Güven, şirketin Körfez bölgesi, Kuzey Afrika ve Orta Asya dahil 15 ülkede yürüttüğü dev operasyonlara dikkati çekti.
Dünyanın en büyük özel su şirketi olduklarını vurgulayan Güven, portföylerinde 90 gigavat enerji üretimi ve günlük 9,3 milyon metreküp içme suyu kapasitesi bulunduğunu, yönettikleri toplam yatırım bedelinin ise 115 milyar dolara ulaştığını ifade etti.
Güven, enerji ve su gibi temel ihtiyaç alanlarında "insan odaklı" bir iş modeli benimsediklerini belirterek, bu sektörlerin stratejik önemi nedeniyle sıkı denetlendiğini hatırlattı.
Sözleşmelerin 20 ila 30 yıllık uzun vadeli süreçleri kapsadığını kaydeden Güven, projelerin sürdürülebilirliği için "kazan-kazan" ilkesinin hayati olduğunu, tarafların ortak fayda sağlamadığı bir yapının başarı şansının olmadığını dile getirdi.
Güven, yatırımların finansal büyüklüğü ve risklerine de değinerek, enerji işinin yüksek teknik ve hukuki uzmanlık gerektirdiğini belirtti.
Her bir yatırımın en az 100 milyonlarca dolar değerinde olduğunu anlatan Güven, bu devasa projelerin tek başına yürütülemeyeceğini, finansörler, teknoloji sağlayıcıları ve ev sahibi ülkelerle kurulan güçlü ortaklıkların başarının temel anahtarı olduğunu vurguladı.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Türkiye ve Kafkaslar Enerji Bölge Yöneticisi David Managadze, bankanın portföy yapısına ilişkin yaptığı değerlendirmede, toplam portföyün yaklaşık yarısının sürdürülebilir altyapı yatırımlarından oluştuğunu belirtti.
Aralık itibarıyla portföy büyüklüğünün yaklaşık 65 milyar avroya ulaştığını aktaran Managadze, Türkiye'nin bu portföyde yüzde 30'luk payla öne çıktığını vurguladı.
Enerji Avrasya ekibinin Türkiye, Kafkasya, Orta Asya ve Moğolistan'ı kapsadığını ifade eden Managadze, 1991'den bu yana söz konusu bölgelerde 200'ü aşkın projeye yaklaşık 10 milyar avro yatırım yapıldığını, ayrıca 4,5 milyar avroluk yeni proje portföyünün bulunduğunu kaydetti.
Managadze, yatırımların yarıdan fazlasının yenilenebilir enerji alanında yoğunlaştığını belirterek, iletim-dağıtım yatırımlarının yaklaşık dörtte birlik paya, konvansiyonel üretimin ise yüzde 20 seviyesine sahip olduğunu ifade ederek, Türkiye'de enerji sektörüne yönelik yatırımların 1 milyar avroyu aştığını dile getirdi.
Kaynak: AA
En Çok Okunan Haberler