SON DAKİKA
Hava Durumu

#Afrika

SES15 - Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afrika haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk Güreşinin Babası Yaşar Doğu Haber

Türk Güreşinin Babası Yaşar Doğu

Karşılık beklemeden yaptığı hizmetlerden dolayı "Türk güreşinin babası" olarak bilinen Yaşar Doğu, 1913 yılında Samsun'un Kavak ilçesine bağlı Karlı köyünde dünyaya geldi. Yaşar Doğu, bebekken 1. Dünya Savaşı'na katılan babasının şehit olması üzerine dedesinin köyü Emirli'de büyüdü. Çocukluğunun geçtiği bu köyde karakucak güreşi yaptı. Elde ettiği başarılarla ünü duyulmaya başlanan Doğu, Ankara'da askerliğini yaparken minder güreşine geçti ve daha sonra milli mayoyla elde ettiği şampiyonluklar ve karakteriyle efsaneler arasına girdi. 1939 yılında Norveç'in başkenti Oslo'da yapılan Avrupa Şampiyonası'nda 66 kiloda mücadele eden Doğu, yaptığı dört güreşin birini kaybederek ikinci sırayı aldı. Bu, kariyeri boyunca ay-yıldızlı mayoyla aldığı ilk ve tek yenilgi oldu. Doğu, ilk Avrupa şampiyonluğunu ise İsveç'in başkenti Stockholm'de yaşadı. 1946'da gerçekleştirilen organizasyonda 73 kiloda 6 maça çıkan Doğu, rakiplerini yenerek Avrupa şampiyonu ünvanını elde etti. Yaşar Doğu, bir yıl sonra bu kez Çekya'nın başkenti Prag'da yapılan Avrupa Grekoromen Şampiyonası'nda tüm rakiplerini devirdi. Doğu, böylece serbest stilin ardından grekoromende de Avrupa şampiyonluğuna ulaştı. 1948 Londra Olimpiyatları'nda şampiyon oldu Yaşar Doğu, 1948 Londra Olimpiyatları'nda altın madalya alarak kariyerinin zirvesine çıktı. Bir sporcunun kariyerinde elde edebileceği en özel şampiyonluğu Londra'da yaşayan Doğu, adını efsaneler arasına yazdırdı. 1949 yılında İstanbul'da düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda da altın madalyaya uzanan Doğu, hayatı boyunca bir kez Dünya Şampiyonası'na katılma şansı yakaladı. 1951 Helsinki Dünya Şampiyonası'nda mücadele eden milli güreşçilerin tamamı şampiyonlukla yurda döndü. Güreş Milli Takımı, Yaşar Doğu, Nurettin Zafer, Haydar Zafer, Nasuh Akar, Celal Atik, Ali Yücel, İbrahim Zengin ve Adil Candemir'den oluşmaktaydı. Doğu, kariyerinin tek dünya şampiyonluğunu Helsinki'de 87 kiloda elde etti. Yaşar Doğu, ay-yıldızlı mayoyla yaptığı 47 güreş müsabakasının yalnızca birini kaybederken, galip geldiği 46 karşılaşmanın 33'ünü tuşla kazandı. Öğrencileri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı Kariyerinde birer olimpiyat ve dünya ile üç Avrupa şampiyonluğu bulunan Yaşar Doğu, sporculuk hayatından sonra da minderden kopmayarak Türk güreşine antrenör olarak hizmet etmeye devam etti. Köy köy dolaşıp yetenekli gençleri keşfeden Doğu, öğrencileri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı. Örnek bir karaktere sahip Doğu, odun çuvallarını sırtında taşıdı, sobayı yakarak öğrencilerinin üşümemesini sağladı. Minderlerin söküğünü diken, öğrencilerine iş de bulan Doğu, karşılık beklemeden yaptıklarıyla artık Türk güreşinin babasıydı. Doğu, takımıyla beraber İsveç'te bulunduğu sırada kalp krizi geçirdi. Doktorların dinlen tavsiyesine rağmen yurda döndükten sonra genç güreşçiler yetiştirmeye devam etti. Yaşar Doğu, Ankara'da geçirdiği kalp krizi sonucu 8 Ocak 1961'de vefat etti. Efsane güreşçinin kabri Ankara Cebeci Askeri Şehitliği'nde bulunuyor. Ömrünü güreşe adayan Doğu'nun, Samsun'un Emirli Mahallesi'nde yaşadığı ev ise anı evi müzesi olarak ziyarete açık tutuluyor.

Burası Afrika Değil Türkiye'de Bir Köy Haber

Burası Afrika Değil Türkiye'de Bir Köy

Develi ilçesinin kırsal mahallelerinden kerpiç evleriyle ünlü Zile'ye ilk kez 29 yaşında gidebilen Özkan, anne ve babasının buradaki evlerini tadilat yaptırmasıyla işlerinden arta kalan zamanlarında ata topraklarına gidip gelmeye başladı. Özellikle yaz sıcağında çok bunaltıcı olan betonarme evlerden sıkılan Özkan, eski köy evlerindeki tadı alamayınca yaptığı araştırmalar sonucu kerpiç yapının önemini anladı. Özkan, İstanbul'daki işinden arta kalan zamanlarda sık sık memleketine gelerek buradaki kerpiç kültürünün yaşatılması için girişimde bulunmaya karar verdi. Üniversitedeki akademisyenlerden ve kerpiç ustalarından da destek alan Özkan, hem köyünün mimarisini yaşatarak gelecek kuşaklara aktarmak hem de kerpiç evin önemini anlatmak amacıyla "kerpiç deneme alanı" inşa ettirmeye başladı. Proje tamamlanınca sempozyumlara ev sahipliği yapması planlanan ve çeşitli sanat atölyelerinin olacağı yaklaşık 3 bin dönümlük alandaki ilk kerpiç evin kaba inşası tamamlandı. Köyde 100'ün üzerinde kerpiç ev var Özkan, AA muhabirine, Zile'de kerpiç evlerin önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Köyümüzde 100'ün üzerinde kerpiç ev var. Kimisi iyi, kimisi çok kötü durumda. Aslında bütün kerpiç ev sahiplerine ulaşmaya çalışıyoruz. Amacımız bu evleri korumak. Eski evlerimizi nasıl tamir edebileceğimizi, nasıl onlara bloklar ekleyeceğimizi, sıva konusunda nasıl yardımcı olabileceğimizi artık biliyoruz. Yeter ki insanlar evlerine sahip çıkmaya çalışsınlar. Burası aslında kerpiç kültürünün yaşatılacağı bir deneme alanı olacak." Kalıpların hazırlanıp, bahçedeki toprağı ve taşı kullanıp, saman ekleyerek kerpiç blokları döktüklerini anlatan Özkan, bu şekilde kerpiç yapıyı eski usule göre inşa ettiklerini dile getirdi. Özkan, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi tarafından 12-14 Eylül'de düzenlenecek 11. Uluslararası Kerpiç Konferansı'nın teknik gezisine ev sahipliği yapacak alanda geleneksel ve çağdaş kerpiç uygulamasının deneyimleneceğini söyledi. "Bu yapılar yıkıldığında yine toprağa dönüşecek" Alanda ayrıca UNESCO Türkiye Bilimsel Üyesi Prof. Dr. Bilge Işık'ın yönlendirmeleriyle, çağdaş (sıkıştırılmış toprak) kerpiç uygulamasıyla da bir yapının inşasının devam ettiğini aktaran Özkan, şunları kaydetti: "Burada her sene tekrarlanan bir kerpiç festivali, kerpiç toplantısı olabilir. Bu konuda farkındalığı arttırmak adına bunu sürdürmek istiyoruz. Burası öyle bir alan olacak. Kerpiç kültürünü burada görecekler. Aslında burası bir deneme alanı olacak. Burası zamanla herkesin kullandığı bir alana dönüşebilir. Kerpici yaşatmak istiyoruz. Aslında bu doğal bir malzeme. Bu yapılar yıkıldığında yine toprağa dönüşecek. Bir atık oluşturmuyorsunuz. Beton yok, çimento yok." Özkan, amaçlarının kerpiç kültürünün unutulmamasını sağlamak ve Zile'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesini sağlamak olduğunu sözlerine ekledi. Harita Mühendisi Murat Yıldırım da 3 bin metrekarelik alana 110 metrekarelik bir kerpiç ev inşa ettiklerini söyledi. Bu alanı inşa ederken geleneksel yöntemlere başvurduklarını anlatan Yıldırım, "Kullandığımız toprak, taş, kil, saman ve lif bitkilerinin hepsini bulunduğumuz alandan, bahçeden temin ettik." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.